Başlık resmen 2 haftadır altı boş bir şekilde duruyor. Artık acaba öğrenemedik mi diye sormaya başladım desem yeridir. İlk defa hazırlarken şöyle derinlemesine bir araştırma yapayım, dipnot ve referanslarla süsleyeyim dediğim yazıya iki hafta sonra ancak isyan ve itiraflarla dolu bir paragrafla başlayabildim.

Bu konu nerden aklıma geldi?

Son zamanlarda, ve özellikle çocuklu arkadaşlardan, “bizimkine kodlama öğreteyim, analitik düşünmeyi sağlıyormuş, bizimki de diğer muhteşem insanların arasında yerlerini alsınlar” tarzındaki yorumların gelmesi.

Analitik düşünebilmek nedir?

Analitik nedir, nasıldır, nasıl olunur, olunur mu doğulur mu, olsa mı daha iyi yoksa olmasa evla mıdır? Şu anda internetten aratın sürekli olarak analitik olabilmek için gereken(!) şeylere ulaşabilmeniz için türlü reklam ve makale bulabiliyorsunuz. Kurslar, okullar, terapiler, özel seanslar, mermer sütunlar, ve kırmızı hap…

Analitik Düşünme : bir problemi çözmek için, bilgileri ayrıştırarak ve sorunu oluşturan öğeleri göz önüne alarak sonuca varmak için yürütülen sistematik düşünme tarzı.

Kaynak : Instela

Bir giriyorsunuz 2 haftada analitik bir insan oluyorsunuz. Sonrası harika… Artık iş ilanlarındaki “analitik düşünebilen” yada daha iyisi “analitik düşünme becerisine sahip…” olarak kategorize edilen yüksek bireylerin arasındaki dallı budaklı yerinizi alıyorsunuz, vesselam… Artık gerisini diğer beceriksizler düşünsün…

Peki ya ben?

Benim zamanımın bir bölümünde sokaklar, oyunlar, gezme tozma diğer yanında ise teknoloji var. Teknoloji sonraları 64 dediğimiz cihazla oldu ama tam değil. Yani uzaktan arkadaşımın bilgisayarını gördüm öyle yani. Hani analitik olmanın kıyısından geçtim. Sonraları lisede tam bir tanışma oldu çok şükür.

Aslında yazıyı şüpheler ve soru işaretleri ile başlamamın bir sebebi de buydu belki… Yine devrik vurdum ama öyle. Yani biri bana analitik düşünme yeteneğine sahip misin diye sorsa düşünmeden evet diyebilirim. Hani bunun bir testi olsa nasıl bir sonuç çıkar bilemem.

Nasıl olunur?

Görebildiğim kadarı ile günümüz şartlarında bir kursa gitmeden yada herhangi bir özel okulun üstün eğitim sistemini almadan analitik olamıyorsunuz. Bu aslında işin eleştirdiğim boyutu.

Diğer daha mantıklı yaklaşanlar ise sürekli zihninizi çalıştıran matematik, beyin egzersizleri gibi aktiviteleri tavsiye ediyorlar. Yalan diyemem bence konu hakkında konuşanlar arasında en masumları bu grup.

Baştan söylemem lazım analitik beyin matematik ile oluyorsa analitik olmayabileceğimin ilk işaretlerinden biri budur. Matematik ile oldum olası aram kötüdür. Analitik miyim, değil miyim bir çeşit testle mi anlayacağız bilemiyorum.

Bizim zamanımızda miniklerin ölçüm birimi testler değildi. Bizi şarkı söyleyen, gol atabilen, hızlı koşan, en çalışkan, sınıfın başkanı, elinin körü, bi de güzel diye ölçerlerdi… Sınav dediğin de sürekli olarak bildiklerinizi(!) o kısacık 40-45 dakikaya sığdırabilmenin heyecanı ile yazmaya çalışmaktan ibaretti… Bir öğretmenimiz de çıkıp “analitik kim? çıksın çabuk şuraya” demedi…

Peki onca teknoloji lideri ne yapıyor?

Bir de onlar ne yapıyor diye merak edip bakmadıysanız size özet bir video paylaşayım istedim. Video ingilizce maalesef.

İnanın nedense Türkçe bir versiyonunu bulamadım. İngilizce versiyonunda özetle bir çok ailenin çocuklarını bu tür hiç teknoloji kullanmayan okullara göndermeleri ile ilgili bir paylaşım olduğunu söyleyebilirim. Bu ailelerin bir çoğu ise teknoloji alanında çalışıyor olmaları.

Anlaşılan bu arkadaşlar kodlama yada bilgisayarlar yokken nasıl analitik olabileceğimiz konusunda bir fikre sahipler.Yukarıda örnek olarak gösterilen eğitim sistemine Waldorf diyorlar. Yani internetten Waldorf eğitim sistemi diye aratırsanız Türkçe yeterince kaynak bulabilirsiniz sanıyorum.

Gelelim yazının başlığına?

Başlıkta “kodlama” olarak adlandırdığım aktivite, iş yada her ne şekilde algılanıyorsa, aslına bakarsanız gerçekten günümüz analitik tanımına uygun bir şekilde düşünmemizde büyük oranda yardımcı oluyor. Mantıksal yada fiziksel herhangi bir probleme analitik olarak yaklaşıp pratik çözümler bulabilme yetileri artıyor.

Peki karşılaştıkları çukurları başkalarının hayatında çukur açmadan kapatabiliyorlar mı? İnsanları, daha da önemlisi çocuklarımızı “analitik mi?” testlerine göre etiketlerken aynı zamanda duygusal zekalarına da önem veriyor muyuz? Çevrelerinde olan biten olaylar, kişiler, eşyalar, durum yada problemlerle doğru iletişim kurabiliyorlar mı? Çünkü insan ilişkileri matematik problemleri yada firmaların finansal çıkmazlarından daha beklenmedik ve organik tepkiler verebiliyor.

Kendi adıma oğlum bir problemi çözemediğinde asıl gözlemlediğim bu problemle sadece mantıksal olarak değil duygusal olarak ta nasıl başa çıkabildiği. Yani her şeyi denemiş mi, bütün kaynaklara ulaşabilmiş mi, eksik olduğu noktayı bulmuş ve kabul etmiş mi, bunu destek alabileceği herhangi bir kimse ile paylaşmış mı… gibi …

Aşağıdaki videoda (ingilizce) özellikle 1:15 ten sonrasına dikkat edin…

Çok uzun oldu, özetlemem lazım

Kodlama yada analitik olmayla bir problemim yok. Düşüncem bireylerin bu şekilde yetişmelerindeki yegane araç teknoloji yada şu sıralar bana çokça sorulan kodlama olmayışı yönünde. Teknoloji yada kodlama denilen o şeyler olmadan da hepimiz analitik düşünebilen şanlı bireyler arasında yerimizi alabiliyoruz. Özetle arkadaşlar sevilmiyorsa analitik olacak diye kodlama yaptırarak çocuğunuza yada kendinize eziyet etmeyin…

There are currently no comments.